Habercininyeri

Tövbe bismillah kıyamet alameti bu. Kimi tayt giyinmiş, kimi neredeyse hiçbişey giyinmemiş

Tövbe bismillah kıyamet alameti bu. Kimi tayt giyinmiş, kimi neredeyse hiçbişey giyinmemiş

Tövbe bismillah kıyamet alameti bu. Kimi tayt giyinmiş, kimi neredeyse hiçbişey giyinmemiş, bu görüntüler rezaleti diğer adı değilmi !! Kapanma konusunu kavrayamamış, yanlı anlamış hatta hiç anlayamamış olan, taşıdıkları türbanın hakkını veremeyen açık türbanlılar…

Câhiliyette insanların birçokları terbiye ve edebten yoksundu. Ahlâk, iffet ve namus meselesi lafta idi. Bugün olduğu gibi kadın açılıp saçılıyordu, vücudunu, namahrem yerlerini göstermekle böbürleniyordu.

İlahî rahmet olarak gelen İslâm dini, tefessüh etmiş bu insanlığı ıslah etmek için birtakım emir ve prensipler getirdi. Bunlardan birisi de kadının cilbab ile örtünmesini emreder.”Ey Peygamber, hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle! Baş ve boyunlarını örtmek için cilbablarını üzerlerine alsınlar.”(Ahzab, 33/59).Cilbabın mâhiyeti hakkında birkaç görüş vardır:l. Cilbab. bütün vücudu örten uzun gömlek veya entaridir.2. Entari üzerine giyilen geniş elbisedir.3. Başı, boynu ve çevresini örten atkıdır.4. Üst tarafı göbeğe kadar örten ve ridâ denilen örtüdür.Sibeveyhinin üstadı olan Halil; “Bu mânâlardan hangisi kasdedilirse caizdir.” diyor. (el-Sîracel-Münir c. 3. s. 271)Müslüman kadın, el ve yüzü müstesna bütün vücudunu örtmek mecburiyetindedir.

Bir kimse buna inanır fakat uygulamazsa günahkâr olur. Amma inkâr ederse dinden çıkar, mürted olur. İslâm’ın kabul etmediği tevillere baş vurup halkın inancını bozmak sapıklıktır.Tesettürün dinen makbul olabilmesi için birkaç şartı vardır, onlara ri’âyet etmek gerekir:Bir memlekette manto giymek adet ise, dar olmamak şartıyla onu giymekte beis yoktur. Çünkü İslâm dini, ne erkek ne kadın için belli bir kıyafet getirmemiştir. Her memleketin kendisine has bir giysisi vardır.

Hatta buranın çarşafı, Suriye, Irak ve Hicaz’da giyilen çarşafa benzemiyor. İlla şu veya bu kıyafet lazımdır demek doğru değildir.Müslüman kadının giyiminde esas mesele, tesettürü sağlamasıdır. Eli ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, açık kalmamasıdır.Giyilen bir elbisenin tesettüre uygun olması için de altını göstermeyecek şekilde kalın ve avret yerlerini örtecek kadar uzun olmalıdır.Bunun için altını gösterecek şekilde ince ve şeffaf olan bir elbise ile örtünme gerçekleşmiş olmaz.Bu meseleye esas teşkil eden hadis-i şeriflerin meali şöyledir:

 

Hz. Âişe’nin rivayetine göre, kız kardeşi Hz. Esma birgün Peygamberimiz (asv)’in huzuruna gitti. Üzerinde altını gösterecek şekilde ince bir elbise bulunuyordu. Resulullah (a.s.m.) onu görünce yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: “Ya Esma, bir kadın buluğ çağına erince -yüzünü ve ellerini göstererek- bunlardan başka bir tarafının görünmesi sahih olmaz.”Sahih-i Müslim’de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette Peygamberimiz (asv), giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını, Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler.”Abdurrahman’ın kızı Hafsa’nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe’nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ